Günümüzde maaşlı bir işte çalışmak ve ömür boyu aynı iş yerinde çalışıp emekli olmak biraz imkansız hale geldi denilebilir. Özellikle de beklenen yaşam süresinin 60’lı yaşlarda olmasına karşın emekliliğin de 60’lara yükselmesi, insanların emekli olmaktan biraz umutlarını kesmelerine neden oldu. Bunun etkilerini gelecekte çok daha net bir şekilde görme imkanımız olacak. Dolayısıyla artworkık girişimci çocuk yetiştirmenin yollarına başvurma vakti geldi!
Karar Verme Yeteneğini Geliştirin
Bir girişimcinin en önemli özelliği, elbette kendi kararlarını verebilme kabiliyeti. Bunu yapabilmek için onu yetiştirirken kendi ufak kararlarını vermesi hususunda ona destek olmalısınız. okayüçüokay yaşlarda biraz daha sizin kararlarınıza göre hareket eden çocuğunuz, yaşı büyüdükçe kendi istediği şeyleri yapmak isteyecektir ve onu bu konuda sınırlamak ve yasaklar koymak yerine, ona doğru kararı vermesi için bir yol gösterici olabilirsiniz. Bu sayede aldığı her bir kararın bir de sonucuyla karşılaşacağını kolayca öğrenebilir.
Başarısız Olmasına İzin Verin
Bazı aileler maalesef çocuklarının başarısı konusunda takıntılı olabiliyorlar. Derslerden tutun da çocukların gittikleri hobi kurslarına kadar pek çgood enough şeyde başarı takıntısı esas başarısızlığın sebebi olabiliyor. Bunu yapmak yerine, çocuğunuzun zaman zaman başarısız olmasına izin vermeli, ancak bu başarısızlıktan öğrendiklerini anlaması için ona destek olmalısınız. Böylelikle başarısızlığın bir son değil, yeniden denemek için bir fırsat olduğunu anlayacaktır.
Sorun Çözmesini Sağlayın
Çocukların hayatında da çeşitli sorunlar karşılarına çıkar ve bu sorunların üstesinden gelmelerini sağlamak için onlara destek olmanız gerekebilir. Pek çadequate aile ise direkt olarak çocuğun sorununu kendi çözmek üzere hareket eder ve bu durum çocuğun sorun çözme kabiliyetini okayöreltir. Burada yapmanız gereken, karşıl. a.ştığı sorun ve sıokayıntıları çözmesi için onu reason etmek ve sizden fikir almak istediğinde onu fikirlerinizle desteklemek.
Kurallara Karşı Çıkmasını Sağlayın
Eğitim sistemimiz maalesef çocukların kuralları ve ahlaki normları okayörü körüne takip etmeleri gerektiğini öğretiyor. Ancak girişimcilerin en olmadıokay anlarda, en alışılmadık şekilde sorunları çözmelerinin gerekmesi, onları biraz standart insanların dışına itiyor. Eğer bir girişimci çocuk sahibi olmak istiyorsanız, toplumun ve çevrenin huzurunu kaçırmadan kurallara karşı meşru mücadeleler içerisine girebileceğini ona öğretin.
10 Nisan 2018 Salı
14 Mart 2018 Çarşamba
BEBEĞİ KUCAĞA ALIŞTIRMAK DOĞRU MU?
Bebek bakmanın kendine has pek çok zorluğu bulunuyor ve özellikle ilk çocuklarına sahip olan anne babalar bu konuda bir hayli zorluk çekebiliyorlar. Buna bir de tanıdıkların yaptıkları müdahaleler ve kulaktan dolma bilgiler eklendiği zaman, bebek bakımı neredeyse bir eziyet olabiliyor. Bu konuda yapılan en büyük tartışmalardan birisi de tabii ki bebeği kucağa alıştırmak doğru mu sorusunun cevabı. Zira pek çok kişi bebeği kucağa alıştırmanın pek iyi olmadığını ve bir an önce onu bundan vazgeçirmek gerektiğini belirtiyor. Dolayısıyla kucak konusunun biraz daha detaylarına inmeye karar verdik.
Bebeğin ilk altı ay boyunca annesine çok fazla bağlı olduğunu, hatta anne ile bebeğin birbirinden ayrılmaz bir yapıya sahip olduklarını söyleyebiliriz. Bu dönemde bebek her zaman annesinin yanında olma ihtiyacı hisseder ve annesi olmadığında huzursuzluk hisseder, huysuzlanır. Dolayısıyla ona bu dönemde varlığınızı hissettirmeniz, ona sarılmanız ve onu kucağınıza almanız, bebeğinizin çok daha sağlıklı bir şekilde gelişmesi için gerekli. Altıncı aydan başlayarak üç yaşına kadar devam eden dönemde ise bebeğiniz artık sizden ayrışma ve kendi kişiliğini kazanma dönemine geçiş yapmaktadır.
Özellikle bir yaş civarlarında bebeğiniz artık sizden daha uzun süre ayrı kalacaktır ve çevresini keşfedebilmek için zaman zaman sizi unutacaktır. Ancak bir süre sonra sizin varlığınıza gerek duyacağı için yeniden kucağınıza dönmek istemesi çok normal. Bu dönemde bebeğin annesini aradığı zaman bulabilmesi gerekiyor ve bu yüzden ona kucağınızı açmalısınız.
Lakin bu noktada önemli bir bilgi mevcut. Zira altıncı aydan sonra bebeğin devamlı kucakta tutulması, onun kas gelişimine sekte vuruyor ve bu yüzden ihtiyaç duyduğunda onu kucağınıza almanız, ardından müsait olduğu anda tekrar bırakmanız gerekiyor. Anne ve baba kucağına alışmış olan çocuklar daha uzun sürelerle kucakta durmayı sevseler de bu fiziksel hareketlerinin kısıtlanmasına neden olacaktır.
Eğer bebeğiniz kucak olmadan bir türlü uyumuyorsa, onu ilk olarak kucağa alabilir ve rahatlatabilir, ardından yeniden yatağa yatırarak uyuyana kadar bu döngüyü sürdürebilirsiniz. Başlarda bu sizin için biraz uzun sürecektir ancak o da bir süre sonra kucakla arasına daha fazla mesafe koyacaktır. Elbette bunu en erken altıncı ayda gerçekleştirmelisiniz.
Bebeğin ilk altı ay boyunca annesine çok fazla bağlı olduğunu, hatta anne ile bebeğin birbirinden ayrılmaz bir yapıya sahip olduklarını söyleyebiliriz. Bu dönemde bebek her zaman annesinin yanında olma ihtiyacı hisseder ve annesi olmadığında huzursuzluk hisseder, huysuzlanır. Dolayısıyla ona bu dönemde varlığınızı hissettirmeniz, ona sarılmanız ve onu kucağınıza almanız, bebeğinizin çok daha sağlıklı bir şekilde gelişmesi için gerekli. Altıncı aydan başlayarak üç yaşına kadar devam eden dönemde ise bebeğiniz artık sizden ayrışma ve kendi kişiliğini kazanma dönemine geçiş yapmaktadır.
Özellikle bir yaş civarlarında bebeğiniz artık sizden daha uzun süre ayrı kalacaktır ve çevresini keşfedebilmek için zaman zaman sizi unutacaktır. Ancak bir süre sonra sizin varlığınıza gerek duyacağı için yeniden kucağınıza dönmek istemesi çok normal. Bu dönemde bebeğin annesini aradığı zaman bulabilmesi gerekiyor ve bu yüzden ona kucağınızı açmalısınız.
Lakin bu noktada önemli bir bilgi mevcut. Zira altıncı aydan sonra bebeğin devamlı kucakta tutulması, onun kas gelişimine sekte vuruyor ve bu yüzden ihtiyaç duyduğunda onu kucağınıza almanız, ardından müsait olduğu anda tekrar bırakmanız gerekiyor. Anne ve baba kucağına alışmış olan çocuklar daha uzun sürelerle kucakta durmayı sevseler de bu fiziksel hareketlerinin kısıtlanmasına neden olacaktır.
Eğer bebeğiniz kucak olmadan bir türlü uyumuyorsa, onu ilk olarak kucağa alabilir ve rahatlatabilir, ardından yeniden yatağa yatırarak uyuyana kadar bu döngüyü sürdürebilirsiniz. Başlarda bu sizin için biraz uzun sürecektir ancak o da bir süre sonra kucakla arasına daha fazla mesafe koyacaktır. Elbette bunu en erken altıncı ayda gerçekleştirmelisiniz.
BEBEĞİ KUNDAK YAPMAK DOĞRU MU?
Bebeklerimizin bakımı oldukça zahmetli ancak bakım sırasında atalarımızdan kalan her geleneğin doğru olduğunu kabul ettiğimiz için onlara zarar verdiğimiz bazı durumlar da mevcut. Özellikle yanlış kundaklama, taşırken yapılan hatalar, bezin yanlış bağlanması ve yürüteç kullanılmasından kaynaklanan bacak ve kalça problemleri, bebeklerin ilerleyen yaşlarında sorunlar yaşamalarına neden oluyor.
Bebekleri kundaklamak geçmişte sorgusuz sualsiz uygulanan bir yöntemdi ancak son dönemlerde doktorlar buna karşı söylemler geliştirdiler ve her ne kadar kundaklamayı savunan kişiler olsa da genel eğilim kundağın doğru olmadığı yönünde. Zira kundak bebeklerin daha kolay uyumasını sağlamakta ve ani bebek ölümü sendromu riskini de düşürebilmekte ancak sağladığı faydalar genel olarak ailelerin kendi rahatına yönelik ve bebeğin bu işten bazı risklerin potansiyel olarak azalması haricinde ciddi bir faydası bulunmuyor. Dolayısıyla biraz tembellik etmek isteyen anne babalar için uygun bir yöntem olduğu söylenebilir. Lakin kundağın dikkat çekici pek çok zararı da mevcut ve bebekler bu zararların etkilerini doğrudan hissediyorlar.
Kundaklanan bebeklerde kundağın sıkı sarılması sonucunda kalça çıkığı riski ciddi oranda artarken, bebeğin nefes alma hızı da artar ve akciğer gelişiminde gerilik görülebilir. Ayrıca kundak yaz aylarında bebeğin çok fazla ısınmasına yol açabilir. Kundaklanmış olan bebeklerin geceleri çok daha nadir uyanmaları aileler tarafından beğenilse de, bu durum bebeğin daha az beslenmesine neden olmaktadır ve dolayısıyla bebeğin kilo gelişimine sekte vurabilir. Ayrıca kundak bir şekilde açılacak olursa, bebeğin boğulması gibi riskler de ortaya çıkabilir. Ayrıca ilk üç aydan sonra bebekler kendi kendilerine dönmeye başlayabilirler ve elleri bağlıyken yüz üstü dönerlerse boğulma risklerinde artış yaşanır.
Genel anlamda bakıldığında bebeğin kundaklanmasının getirdiği faydalar, kundağın zararları tarafından pek de telafi edilemiyor. Bunun yerine uzmanlar el ve kolu bağlayan ancak bacakların ve kalçanın serbest olmasını sağlayan bir yarım kundak tarzının çok daha kabul edilebilir olduğunu belirtiyorlar.
Fakat pek çok uzman, kundağın mümkün olduğu sürece uygulanmaması gerektiğini size anlatacaktır ve bu konudaki hassasiyetleri çok normal. Zira aileler kundaklamanın nasıl yapılacağı konusunda genellikle biraz cahilce davranıyorlar ve bunun tamamen önlenmesi için kundağın terk edilmesi doktorlar tarafından isteniyor.
Bebekleri kundaklamak geçmişte sorgusuz sualsiz uygulanan bir yöntemdi ancak son dönemlerde doktorlar buna karşı söylemler geliştirdiler ve her ne kadar kundaklamayı savunan kişiler olsa da genel eğilim kundağın doğru olmadığı yönünde. Zira kundak bebeklerin daha kolay uyumasını sağlamakta ve ani bebek ölümü sendromu riskini de düşürebilmekte ancak sağladığı faydalar genel olarak ailelerin kendi rahatına yönelik ve bebeğin bu işten bazı risklerin potansiyel olarak azalması haricinde ciddi bir faydası bulunmuyor. Dolayısıyla biraz tembellik etmek isteyen anne babalar için uygun bir yöntem olduğu söylenebilir. Lakin kundağın dikkat çekici pek çok zararı da mevcut ve bebekler bu zararların etkilerini doğrudan hissediyorlar.
Kundaklanan bebeklerde kundağın sıkı sarılması sonucunda kalça çıkığı riski ciddi oranda artarken, bebeğin nefes alma hızı da artar ve akciğer gelişiminde gerilik görülebilir. Ayrıca kundak yaz aylarında bebeğin çok fazla ısınmasına yol açabilir. Kundaklanmış olan bebeklerin geceleri çok daha nadir uyanmaları aileler tarafından beğenilse de, bu durum bebeğin daha az beslenmesine neden olmaktadır ve dolayısıyla bebeğin kilo gelişimine sekte vurabilir. Ayrıca kundak bir şekilde açılacak olursa, bebeğin boğulması gibi riskler de ortaya çıkabilir. Ayrıca ilk üç aydan sonra bebekler kendi kendilerine dönmeye başlayabilirler ve elleri bağlıyken yüz üstü dönerlerse boğulma risklerinde artış yaşanır.
Genel anlamda bakıldığında bebeğin kundaklanmasının getirdiği faydalar, kundağın zararları tarafından pek de telafi edilemiyor. Bunun yerine uzmanlar el ve kolu bağlayan ancak bacakların ve kalçanın serbest olmasını sağlayan bir yarım kundak tarzının çok daha kabul edilebilir olduğunu belirtiyorlar.
Fakat pek çok uzman, kundağın mümkün olduğu sürece uygulanmaması gerektiğini size anlatacaktır ve bu konudaki hassasiyetleri çok normal. Zira aileler kundaklamanın nasıl yapılacağı konusunda genellikle biraz cahilce davranıyorlar ve bunun tamamen önlenmesi için kundağın terk edilmesi doktorlar tarafından isteniyor.
26 Nisan 2016 Salı
ÇOCUKLARDA GECE TERLEMESİ NEYİN HABERCİSİ?
Terlemenin faydası ter bezlerinin yaydığı sıvının, vücuttan atıldıktan sonra buharlaştığı ve böylece vücudun aşırı sıcaklarda ısı dengesini koruduğudur. Terlemenin ikinci faydası ise insan vücudundaki zararlı maddeler terleme yoluyla dışarı atılması olarak gösterilir.
Gece terlemesi ebeveynlerin çocuklarında en çok endişe ettikleri bir durumdur. Gece, çocuklarda terleme çok sık görülür fakat genel olarak çok kötü bir anlamı yoktur. Çarşaflarının ve elbiselerinin sırılsıklam olması şeklinde bir gece terlemesi olur.
GECE TERLEMESİNİN NEDENLERİ
Çocuklarda çeşitli nedenlerle gece terlemesi görebilirsiniz. Genellikle fizyolojik, yani altında hastalık olamayan normal bir durumdur. En çok çevre faktörlerinden kaynaklanan bir durumdur. Çok fazla giysiler, fazla örtünmeden, çok sıcak oda ıssısından kaynaklanan terlemedir.
Çocuklar yetişkinlere göre daha çabuk ve kolay terler. Yıl 2012’de 7 - 12 yaş arası 6381 çocuk arasında yapılan bir araştırmada 11,7 % çocukların haftada en az 1 kere gece terlediğini tespit edilmiştir. Erkek çocuklarında daha fazla görüldüğü ve genellikle terlemenin üst solunum yollu hastalıkları, sinuzit, bronşit, genel soğuk algınlığı, uyku bozuklukları ve atopik hastalıklara bağlı olarak görülmüştür.
Çocuklarda gece terlemeleri sağlık sorunlarında görülebilir: Viral enfeksiyonlar, bronşit, sinüs enfeksiyonu, zatürre gibi sağlık sorunları. Eğer çocuğunuz gece yarısı uyanıyorsa ve aşırı bir susama ve açlık ile diyabet hastalığın bir işareti olabilir. Çocuklarda aşırı tiroid hormonu (tiroksin) salgılanması, hipertiroidi de aşırı terleme yapacaktır. Hipertiroidi rahatsızlığında çocuğun vücudu yorgun olur, aşırı kilo kaybı ve karın ağrıları olur. 4-8 yaş arası çocuklarda gece korkulu rüyadan ile uyanmaları da gece terlemenin sebebi olabilir. Çok ciddi hastalıkların da bir belirtisi olabilir. Gece terlemesi Hodgkin hastalığı, lösemi, malign deri kanseri, tüberküloz, beyin hastalıkları gibi ciddi hastalıklarında işareti olabilir.
GECE TERLEMELERİNE KARŞI NASIL ÖNLEM ALINMALI?
Gece oda sıcaklığı 16-20 derece arası olmalı. Gece uyurken oda sıcaklığı ne kadar az olursa uyku kalitesi de o kadar iyi olacaktır. Çocuklarımızı fazla giysi ile yatırmamalıyız. Keten ve rahat giysiler tercih edilmeli. Çocuğa yatmadan önce ağır yemekler yedirilmemeli. Çok şekerli yiyeceklerden ve kafein içeren içecekler kaçınmalı. Çocuğunuzun sıvı alımı gün içerisinde yeterli olmalı. Eğer bunların hepsini uyguluyorsanız ve çocuğunuzda gece terlemesi çok aşırı bir şekilde devam ediyorsa artı yanın sıra başka şikayetler varsa (örneğin kilo kaybı, iştahsızlık) mutlaka bir çocuk doktoruna başvurmalısınız.
Gece terlemesi ebeveynlerin çocuklarında en çok endişe ettikleri bir durumdur. Gece, çocuklarda terleme çok sık görülür fakat genel olarak çok kötü bir anlamı yoktur. Çarşaflarının ve elbiselerinin sırılsıklam olması şeklinde bir gece terlemesi olur.
GECE TERLEMESİNİN NEDENLERİ
Çocuklarda çeşitli nedenlerle gece terlemesi görebilirsiniz. Genellikle fizyolojik, yani altında hastalık olamayan normal bir durumdur. En çok çevre faktörlerinden kaynaklanan bir durumdur. Çok fazla giysiler, fazla örtünmeden, çok sıcak oda ıssısından kaynaklanan terlemedir.
Çocuklar yetişkinlere göre daha çabuk ve kolay terler. Yıl 2012’de 7 - 12 yaş arası 6381 çocuk arasında yapılan bir araştırmada 11,7 % çocukların haftada en az 1 kere gece terlediğini tespit edilmiştir. Erkek çocuklarında daha fazla görüldüğü ve genellikle terlemenin üst solunum yollu hastalıkları, sinuzit, bronşit, genel soğuk algınlığı, uyku bozuklukları ve atopik hastalıklara bağlı olarak görülmüştür.
Çocuklarda gece terlemeleri sağlık sorunlarında görülebilir: Viral enfeksiyonlar, bronşit, sinüs enfeksiyonu, zatürre gibi sağlık sorunları. Eğer çocuğunuz gece yarısı uyanıyorsa ve aşırı bir susama ve açlık ile diyabet hastalığın bir işareti olabilir. Çocuklarda aşırı tiroid hormonu (tiroksin) salgılanması, hipertiroidi de aşırı terleme yapacaktır. Hipertiroidi rahatsızlığında çocuğun vücudu yorgun olur, aşırı kilo kaybı ve karın ağrıları olur. 4-8 yaş arası çocuklarda gece korkulu rüyadan ile uyanmaları da gece terlemenin sebebi olabilir. Çok ciddi hastalıkların da bir belirtisi olabilir. Gece terlemesi Hodgkin hastalığı, lösemi, malign deri kanseri, tüberküloz, beyin hastalıkları gibi ciddi hastalıklarında işareti olabilir.
GECE TERLEMELERİNE KARŞI NASIL ÖNLEM ALINMALI?
Gece oda sıcaklığı 16-20 derece arası olmalı. Gece uyurken oda sıcaklığı ne kadar az olursa uyku kalitesi de o kadar iyi olacaktır. Çocuklarımızı fazla giysi ile yatırmamalıyız. Keten ve rahat giysiler tercih edilmeli. Çocuğa yatmadan önce ağır yemekler yedirilmemeli. Çok şekerli yiyeceklerden ve kafein içeren içecekler kaçınmalı. Çocuğunuzun sıvı alımı gün içerisinde yeterli olmalı. Eğer bunların hepsini uyguluyorsanız ve çocuğunuzda gece terlemesi çok aşırı bir şekilde devam ediyorsa artı yanın sıra başka şikayetler varsa (örneğin kilo kaybı, iştahsızlık) mutlaka bir çocuk doktoruna başvurmalısınız.
Çocuk sağlığı nedir ?
‘Çocuk kokusu, cennet kokusudur’ diyen Peygamberimiz Hz. Muhammed, ‘Dünyada insanın en önemli işi, yüzünü ağartacak çocuklar yetiştirmektir.’ diyen Bernie Siegel ve daha onlarca kişi çocukların ne denli önemli olduklarını vurgulamıştır. Gerçekten de öyledir. Çocuklarımızın hem ruh hem de beden sağlığı itinayla korunmalıdır. Çünkü biz nasıl geçmişten geldiysek, onlarda geleceğe gidiyor. Bu yüzden de bizler çocuklarımız söz konusu olduğunda daha da dikkatli olmalıyız.
Bu yazımızda kısaca çocuk sağlığının ne olduğundan bahsedeceğiz. Elbette hemen her ebeveyn çocuklarının üzerine düşüp, onların sağlıklı bireyler olması için her şeyi yapıyordur. Ama her şeyin başı sevgi ve ilgidir diyerek yazımıza giriş yapalım.
İleriki yaşlarımızda sağlıklı bireyler olabilmemiz için sağlıklı bir çocukluk geçirmiş olmamız büyük önem taşımaktadır. Yani diyebiliriz ki geleceğin gençleri, geleceğin sağlıklı bireyleri de olmalı. Öncelikle çocuklarımıza arada bir genel sağlık taraması yaptırabiliriz. Bu sayede işitme kaybı ve demir eksikliği anemisi de çocukluk döneminde sağlık taramasıyla belirlenip, azaltılabiliyor. Göz kontrolleri de, çocuk sağlığı açısından önem taşımakta. Erken yaşta çocuklarımıza spor eğitimi vermeliyiz. Çünkü sadece erişkinlerin yaşadığı düşünülen hipertansiyon, obezite, kalp-damar hastalıkları ve diyabet gibi hastalıklar çocuklarda da görülebiliyor ve bu rahatsızlıklar, uygun beslenme ve spor ile azaltılabilmekte.
Çocuk sağlığı için kontrolleri sıralayacak olursak eğer:
– Sağlıklı çocuk takibinde düzenli olarak boy, ağırlık ve baş çevresi ölçümleri,
– Göz, KBB ve diş muayenesi,
-Kan sayımları ve kan şekeri ölçümü,
-Psikolog muayenesi,
– İdrar ve gaita ölçümleri,
– Karın ultrasonografisi.
Ayrıca çocukluk döneminde doktorun öngördüğü ve yapılması gereken tüm aşılar zamanında ve tam olarak yapılmalıdır. Çünkü çocuklukta geçirilmeyen ve aşısı da yapılmayan hastalıklar yetişkin yaşlarda kişi için büyük tehlike oluşturur. Bebeğinizin ağlaması ne yaparsanız yapın geçmiyorsa önemli bir hastalığın habercisi olabilir. Muhakkak bir uzmana götürün. Çocuğunuzda kusma, ateş gibi belirtiler gördüğünüzde ve olağanın dışındaysa yine vakit geçirmeden bir çocuk doktoruna danışmanızda fayda var.
Bu yazımızda kısaca çocuk sağlığının ne olduğundan bahsedeceğiz. Elbette hemen her ebeveyn çocuklarının üzerine düşüp, onların sağlıklı bireyler olması için her şeyi yapıyordur. Ama her şeyin başı sevgi ve ilgidir diyerek yazımıza giriş yapalım.
İleriki yaşlarımızda sağlıklı bireyler olabilmemiz için sağlıklı bir çocukluk geçirmiş olmamız büyük önem taşımaktadır. Yani diyebiliriz ki geleceğin gençleri, geleceğin sağlıklı bireyleri de olmalı. Öncelikle çocuklarımıza arada bir genel sağlık taraması yaptırabiliriz. Bu sayede işitme kaybı ve demir eksikliği anemisi de çocukluk döneminde sağlık taramasıyla belirlenip, azaltılabiliyor. Göz kontrolleri de, çocuk sağlığı açısından önem taşımakta. Erken yaşta çocuklarımıza spor eğitimi vermeliyiz. Çünkü sadece erişkinlerin yaşadığı düşünülen hipertansiyon, obezite, kalp-damar hastalıkları ve diyabet gibi hastalıklar çocuklarda da görülebiliyor ve bu rahatsızlıklar, uygun beslenme ve spor ile azaltılabilmekte.
Çocuk sağlığı için kontrolleri sıralayacak olursak eğer:
– Sağlıklı çocuk takibinde düzenli olarak boy, ağırlık ve baş çevresi ölçümleri,
– Göz, KBB ve diş muayenesi,
-Kan sayımları ve kan şekeri ölçümü,
-Psikolog muayenesi,
– İdrar ve gaita ölçümleri,
– Karın ultrasonografisi.
Ayrıca çocukluk döneminde doktorun öngördüğü ve yapılması gereken tüm aşılar zamanında ve tam olarak yapılmalıdır. Çünkü çocuklukta geçirilmeyen ve aşısı da yapılmayan hastalıklar yetişkin yaşlarda kişi için büyük tehlike oluşturur. Bebeğinizin ağlaması ne yaparsanız yapın geçmiyorsa önemli bir hastalığın habercisi olabilir. Muhakkak bir uzmana götürün. Çocuğunuzda kusma, ateş gibi belirtiler gördüğünüzde ve olağanın dışındaysa yine vakit geçirmeden bir çocuk doktoruna danışmanızda fayda var.
27 Mayıs 2015 Çarşamba
Ağrısız Varis Tedavisi Nedir?
Temel olarak varis tedavisinde tedavinin öncesinde uygulanan bölgesel uyuşturma işlemi sayesinde tedavi sırasında bacakta ağrı duyulmasının önüne geçilir.
Bu işlem genel olarak tedaviye başlanmadan önce bacaktaki sinirlerin toplandığı kasık bölgesindeki ana sinir alanında yapılan “femoral blok” işlemi ile sağlanır.
Hasta uyanık ve son derece rahat
Hasta bacağında ağrıyı duymaz hale gelmesine rağmen dokunma hissini kaybetmez. Narkoz uykusuna dalmaz.
EVLA İşlemi Tamamlanırken
Ameliyatsız Varis Tedavisi sırasında hasta uyanıktır. Bel ve omurlarda yapılan belden aşağı uyuşturma işlemi olmadığı için çok daha risksiz bir işlem sonrasında lazerle varis tedavisi yapılır.
Varis Tedavinin Ağrısız olması hastanın konforunu artırdığı gibi hastanın bir takım korkularının da yok olmasını sağlar.
Ağrının olmaması hastanın tedavi sırasında tedirginlik yaşamamasını sağlar.
Varis Tedavisi Uygulaması
Varis tedavisinde ameliyatın yerini alan lazer tedavisi, tedaviye çok yeni bir boyut getirmiştir. Lazerle varis tedavisi ya da ameliyatsız varis tedavisi tüm dünyada varis ameliyatının yerini almaktadır. İşlem oldukça kolay, konforlu ve etkilidir. Lazer tedavisi görünen varislere değil onu oluşturan büyük damara (çoğunlukla safen toplardamarı) yapılır. Kalan varisler ya kendiliğinden kaybolur ya da kaybolmalarını hızlandırma için ek olarak köpük tedavisi uygulanır.
Lazerle varis tedavisinde temel ilkeler
Lazerle varis tedavisi, RF (aref diye okunur) ya da buhar yöntemleriyle varis tedavisi temel olarak birbirine çok benzer. Tüm tedavi basamaklar hemen hemen aynıdır. Sadece damarı içten kapatmak ya da iptal etmek için biri lazer enerjisini, biri radyofrekans enerjisini, diğeri de buharı kullanır. Her üç yöntem de damar iç duvarında ısı oluşturarak tedavi eder. Lazerle varis tedavisi aynı zamanda “endovenöz lazer ablasyonu” olarak da bilinir.
Lazerle varis tedavisinin ameliyattan en önemli farkı, narkoz gerektirmemesi, bacaklarda bıçak izi olmaması ve işlemden hemen sonra yürüyerek eve dönebilmenizdir.
Lazer ile varis tedavisi uygulaması
Lazerle varis tedavisinde narkoz kullanılmaz. Daha basit ve güvenli yöntemlerle ağrı kesilir. Bu sırada uyutulmanız gerekmez. Bazı hastalarımız işlem sırasında kitap okumak, bazıları müzik dinlemek isteyebilir. Her durumda tedavi işlemi ağrısız ve konforludur.
Lazer ve RF gibi yöntemler varisin kendisine uygulanmaz. Varisi oluşturan ve kapak yetmezliği olan ana toplardamara uygulanır. Bu damarlar bacağın ön yüzünde büyük safen toplardamarı, bacağın arka yüzünde küçük safen toplardamarı ya da bunların dallarıdır. Köpük tedavisi ise doğrudan varise uygulanır.
Lazerle varis tedavisinde hangi damarlar tedavi edilir?
Varis yanda görülen büyük ya da küçük safen toplardamarının kapak yetmezliği ya da kapak yetersizliği ile oluşur. Bu damarların tüm uzunluğu ya da bir kısmında kapak yetmezliği olabilr. Bazen bir tek damar, bazen ise her iki bacaktaki toplam 4 damarda da kapak yetmezliği olabilir. Lazerle varis tedvisinde temel kural damar kapak yetmezliği nerede varsa o damarın tedavi edilmesidir. Varisi oluşturan asıl damar tedavi edildiğinde varis tekrarlamaz.
Adım adım lazerle varis tedavisi işlemi:
Tedavinin en önemli basamağı daha önceden ayakta yapılan ultrason inceleme ile tedavi edilecek damarların haritasının ortaya konmasıdır.
Yapılan tedavi ameliyat değildir. Lazer işlemi olarak adlandırılır.
İşlem masasında ilk işimiz, işleme bağlı heyecen, korku ya da endişe olabilir diye damardan ilaç yaparak sizi rahatlatmaktır.
İşlem sırası uyumanız gerekmez ama siz isterseniz uyutabiliriz.
Bacağın işlem için hazırlığı yapılır.
Ultrason kullanılarak, vücuda hiç kesi yapmadan iğne deliğinden damar içine girilir ve lazer fiberi (plastik ince tüp) yerleştirilir.
Damar çevresine ek özel bir anestezi uygulanır. Bu anestezi, lazer tedavisinin daha da konforlu olmasını ve işlem sonrası ağrının azalmasını sağlar.
Lazerle varis tedavisi uygulanır. Gerekirse ek köpük tedavisi uygulanır.
Yapılan tedavi ameliyat değildir. Lazer işlemi olarak adlandırılır.
İşlem masasında ilk işimiz, işleme bağlı heyecen, korku ya da endişe olabilir diye damardan ilaç yaparak sizi rahatlatmaktır.
İşlem sırası uyumanız gerekmez ama siz isterseniz uyutabiliriz.
Bacağın işlem için hazırlığı yapılır.
Ultrason kullanılarak, vücuda hiç kesi yapmadan iğne deliğinden damar içine girilir ve lazer fiberi (plastik ince tüp) yerleştirilir.
Damar çevresine ek özel bir anestezi uygulanır. Bu anestezi, lazer tedavisinin daha da konforlu olmasını ve işlem sonrası ağrının azalmasını sağlar.
Lazerle varis tedavisi uygulanır. Gerekirse ek köpük tedavisi uygulanır.
Köpük tedavisi uygulaması
Her bir damarın lazer işlemi 10-15 dakika kadar sürer. Genelde bir ile dört arasında damar tedavi edilir. Tümü aynı seansta tedavi edilir. Ek olarak skleroterapi yapılırsa süre buna göre uzayabilir. Genel olarak bir tedavi işlemi başından sonuna 30-60 dakika sürer.
Varis tedavisinden sonra ağrı kesici ilaçlar başınızı döndürebilir diye sizi biraz dinlendirebiliriz.
Tedaviden sonra evinize yürüyerek gidebilirsiniz.
Varis tedavisi sonrası kendi başınıza eve dönebilirsiniz. Ama ağrı kesici ilaçlar baş dönmesi yapabileceği için 2 saat boyunca araba kullanmamanızı isteyeceğiz.
Bu nedenle yanınızda biri olursa daha iyi olur.
Kılcal varis tedavisinde ağrı kesiciler çok daha az kullanıldığı için tedavi sonrası süreç çok daha basittir.
Lazerle varis tedavisi o damarın kapatılması ya da iptal edilmesidir. Kişi tedaviye yürüyerek gelir ve tedaviden hemen sonra yürüyerek hastaneden ayrılır.
Varis tedavisinden sonra ağrı kesici ilaçlar başınızı döndürebilir diye sizi biraz dinlendirebiliriz.
Tedaviden sonra evinize yürüyerek gidebilirsiniz.
Varis tedavisi sonrası kendi başınıza eve dönebilirsiniz. Ama ağrı kesici ilaçlar baş dönmesi yapabileceği için 2 saat boyunca araba kullanmamanızı isteyeceğiz.
Bu nedenle yanınızda biri olursa daha iyi olur.
Kılcal varis tedavisinde ağrı kesiciler çok daha az kullanıldığı için tedavi sonrası süreç çok daha basittir.
Lazerle varis tedavisi o damarın kapatılması ya da iptal edilmesidir. Kişi tedaviye yürüyerek gelir ve tedaviden hemen sonra yürüyerek hastaneden ayrılır.
Lazerle varis tedavisi uygulamasında dikiş izi olmaz.
Videolar bölümünde lazerle varis tedavisini baştan sonra gösteren ve anlatan videolar bulunmaktadır.
Yukarıdaki resimde lazer fiberinin ucu damar içine yerleştirilmiş hali şema ile gösterilmiştir.
Lazer ve kılıfının toplardamar içinde görünümü. Lazer ve kılıfının dışarıda görünümü.
Lazerin enerjisiyle damarın kapatılması
Aşağıdaki videoda lazerin çalışma ilkesi izleniyor. Lazer fiberi yerleştirildikten sonra lazer enerjisi aktifleştirilerek bu damarı iptal eder. Ameliyatla çıkarılarak tedavi edilmesi gereken damar, ameliyat gerekmeden bir iğne deliğinden girilerek kapatılır.
Aşağıdaki videoda lazerin çalışma ilkesi izleniyor. Lazer fiberi yerleştirildikten sonra lazer enerjisi aktifleştirilerek bu damarı iptal eder. Ameliyatla çıkarılarak tedavi edilmesi gereken damar, ameliyat gerekmeden bir iğne deliğinden girilerek kapatılır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

